Yükselen enflasyonla mücadelede Merkez Bankası’nın politikaları yeterli olacak mı?

Yayınlama: 05.08.2023 10:47:00 Güncelleme: 05.08.2023 10:46:47

Yükselen enflasyonla mücadelede Merkez Bankası’nın politikaları yeterli olacak mı?

Temmuz ayı enflasyon rakamları açıklandı. TÜFE aylık bazda beklentilere paralel yüzde 9.49 oranında artarken, yıllık bazda da sekiz aylık düşüşünü sona erdirerek yüzde 38.2’den yüzde 47.8’e yükseldi. Özellikle aylık bazda bu güçlü yükselişin nedenlerine baktığımızda ilk sırada seçim sonrası artan kuru görüyoruz. Seçimlerden sonra kurda yüzde 35’lik bir artış oldu. Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda yaptığı hesaplamaya göre döviz kurunun enflasyona geçiş etkisi yüzde 25. Yani kurda meydana gelen yüzde 10’luk artış enflasyonu yüzde 2,5 artırıyor. Dolayısıyla kurun enflasyonu artırıcı etkisinin önümüzdeki bir iki aya da sirayet etmesini bekleyebiliriz. Enflasyondaki bu güçlü artışın ikinci temel nedeni sene ortasında yapılan ücret ve maaş zamları. Artan ücret ve maaşlar mal ve hizmetlere talebi özellikle de öne çekilmiş talep etkisi ile artırarak fiyatları artırıyor. Öte yandan artan ücretler üretici için de bir maliyet artışı demek. Haliyle ücret artışı kaynaklı olarak mal ve hizmetlerin maliyetlerinin artması fiyatları da yukarı çekiyor. Enflasyondaki artışın bir diğer nedeni de son dönemde yapılan KDV ve ÖTV artışları. Bu artışların yılsonu enflasyonunu yüzde 5 artırması bekleniyor. Hizmet enflasyonundaki katılık da bir diğer önemli enflasyon kaynağı. Tüm bu anlattığım nedenlerle seçim sonrası sürede Türkiye’de enflasyon beklentilerinde yükseliş başladı. Enflasyon beklentilerindeki bu yükseliş de öne çekilmiş talep etkisi ile enflasyonu artıran önemli bir etmen. Bunun yanı sıra fiyatlama davranışlarındaki bozulmalar da enflasyonu artırıyor. Son olarak baz etkisinin ortadan kalkması da yıllık enflasyonu yukarı çeken etmenlerden.

Temmuz ayındaki aylık bazdaki güçlü enflasyon artışı sonrasında yıllık enflasyonun yükselmeye başlaması ile TCMB’nin son enflasyon raporunda bize sunduğu yılsonu enflasyon hedefine ulaşılıp ulaşılamayacağı da tartışılmaya başlandı. Bu bağlamda Merkez Bankası’nın bu yılsonu hedefi yüzde 58. yüzde 58 hedefinin tutturulabilmesi için kalan 5 ayda kümülatif enflasyon artışının yüzde 20.5 olması gerekiyor. Bunun için de aylık ortalama enflasyonun yüzde 3.8 civarında artması gerekir. Bu cepheden baktığımızda bu çok mümkün gibi görünmüyor. Kuvvetle muhtemel Ağustos ayı enflasyon oranı da sarkan kur ve ücret artışı etkileri ile Temmuz ayı kadar yüksek olmasa da güçlü gelecek. Yine Ekim ayı yıl genelinde ortalama enflasyon oranının yüksek olduğu aylardan biri. Sözün özü piyasadaki hakim beklenti yıl sonunda enflasyonun yüzde 65- yüzde 70 aralığında dengeleneceği. Bir diğer deyişle bu yılki enflasyon hedefi tutmayacak gibi.

Temmuz ayı enflasyon oranı ile Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelesinin ne kadar yeterli olacağı meselesi de alevlendi. Bu bağlamda son günlerde enflasyonla mücadelede politika faizinin kademeli yani yavaş hızda artırılmasının yetersiz kalacağı görüşü Temmuz ayı enflasyonuyla daha da güçlendi. Merkez bankası her ne kadar sadece politika faizine odaklanmayın, ben seçici kredi, miktarsal sıkılaşma ve sadeleştirme adımları ile birlikte bütüncül bir yaklaşım uyguluyorum dese de, piyasaya göre enflasyonla mücadelede faiz dışındaki tüm bu enstrümanlar politika faizinin ikamesi değil tamamlayıcı konumunda. Bu nedenle hâkim kanıya göre politika faizini güçlü bir biçimde artırmadan enflasyonla mücadele çok zor görünüyor. Bu arada hazır yeri gelmişken paylaşayım, piyasadaki hakim beklentiye göre Merkez bankası önümüzdeki 2 ya da 3 toplantıda toplamda 250 baz puan daha faiz artışı yaparak politika faizini maksimum yüzde 20 seviyesine kadar çıkaracak.

Piyasaya göre enflasyonla mücadelede maliye politikası ayağı da şimdilik yetersiz görünüyor. Kamu harcamaları tarafında ciddi tasarruf ve kesintilere gitmeden, bütçeyi gelir ayağı yani vergi artışları ile dengeleme gayreti devam ederse, bu bırakın enflasyonu düşürmeyi bilakis enflasyonu artıran en önemli etmen olacaktır. Bu nedenledir ki Eylül’de açıklanması beklenen Orta Vadeli Planda, özellikle de bütçe harcamaları tarafında da kısıtlayıcı adımlar bekleniyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bu beklentileri yönetme adına enflasyonunun açıklandığı gün attığı tweette, enflasyonla mücadelede dezenflasyon sürecini mali disiplinle de destekleyeceğiz dedi. Dezenflasyon süreci demişken, Mehmet Şimşek yine aynı tweetinde Merkez Bankası’nın son enflasyon raporuna paralel olarak, enflasyonun 2024 ortasına kadar artacağını ve 2024 yılının ikinci yarısından itibaren dezenflasyon sürecinin yani enflasyon artış hızının yavaşlamaya başlayacağını dile getirdi. Piyasa 2024’e ilişkin enflasyon patikasında Merkez Bankası ile aynı öngörüye sahip olsa da, Merkez Bankasının 2024’teki zirve enflasyon oranı ile yılsonu enflasyon oranı daha iyimser kalıyor. Piyasaya göre her ne kadar kamu kısıntıya gidecek olsa da Mart 2024’te bir seçim olduğundan, artacak seçim harcamalarıyla 2024 yılsonu enflasyonu yüzde 33’ten daha yüksek olabilir. Bu bağlamda Merkez Bankası’nın 2025 yılsonu enflasyon hedefi de piyasa nezdinde bir miktar iyimser diyebilirim.

Bu hafta çokça tartışılan bir konu ile yazımı bitirmek isterim. Son günlerde mevduat faizlerinde bir düşme görüyoruz. Merkez Bankası’nın yakın vadede bankalara kredi vermede daha rahat alan sağlama adına mevduat faizlerindeki düşüşten memnun olduğunu anlıyoruz. Mevduat faizlerinin düşüşü ve enflasyonun yükselmesi ile birlikte TL varlıklar nasıl olacak da cazip hale gelecek sorusu daha da önemli hale geldi. Enflasyon raporu sunumunda Hafize Gaye Erkan’ın yeni TL enstrümanları üzerinde çalıştıklarını dile getirmesi sonrasında ilgili enstrümanın ne olabileceğine ilişkin beklentiler de dillendirilmeye başladı. Bu hafta bu enstrümanın süper bono olabileceği çokça konuşuldu. Ama ekonomi yönetimi süper bono çıkarmak gibi bir niyetleri olmadığını, bu konuda özellikle bütçe ya da Merkez Bankası üzerinde yük getirecek yeni bir araç düşünülmediğini ifade etti. Ekonomi yönetimi hâlihazırda KKM’nin devam ettiği bir konjonktürde yeni bir maliyet yaratıcı aracın düşünülmediğini fakat TL’nin cazibesini artırmak için farklı dizayna sahip enstrümanlar üzerinde çalışıldığını belirtti.