Geçtiğimiz hafta içeride gözler Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın yaptığı enflasyon raporu sunumundaydı. Sunum çok önemliydi, çünkü başkanın piyasa ile ilk iletişimi olacaktı.
Ayrıca sunum sayesinde para politikasının bundan sonra nasıl şekilleneceğinin yanı sıra enflasyona ilişkin beklentiler ve bu bağlamda uygulanacak politikalar daha da netleşecekti. Bana kalırsa Hafize Gaye Erkan ilk ve önemli sınavını gayet başarılı bir şekilde atlattı. Hem enflasyon raporu hem de sayın Erkan’ın sunduğu analiz ve tahminler oldukça gerçekçi ve rasyonele yakındı.
Bence sunumun en vurucu kısmı enflasyon raporunda sunulan yıl sonu enflasyon tahminlerinin oldukça gerçekçi olmasıydı. 2023 yılı sonu için yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 22.3’den yüzde 58’e revize edilirken, 2024 yılsonu enflasyon oranı da yüzde 8.8’den yüzde 33’e ve 2025 yılı için yüzde 5 olan yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 15’e revize edilmiş. Haliyle Merkez Bankası’nın bize sunduğu enflasyon tahminleri oldukça gerçekçi. Dolayısıyla bu gerçekçi tahminler önümüzdeki günlerde Merkez Bankası’na duyulan güvenin artmasıyla, bankanın kredibilitesini artıran önemli bir unsur olacaktır. Yine sayın Erkan’ın yaptığı akıcı sunumun teknik açıdan oldukça güçlü olmasının yanı sıra konuya olan hakimliği ve hemen hemen tüm soruları yanıtlamış olması da şeffaflık ve kredibilite açısından oldukça önemli.
Tabii tüm bu olumlu noktalara rağmen elbette sunum sonrasında piyasanın ikna olmadığı ve yetersiz bulduğu kısımlar da vardı. İlki ve en önemlisi, madem Merkez Bankası sene sonunda enflasyonun yüzde 58’e yükseleceğine inanıyor, peki neden politika faizini beklentilerin altında artırıyor ve doğrudan faiz yerine yan yollara saparak enflasyonla mücadele etmeye çalışıyor? Hafize Gaye Erkan’a toplantıda bu soru sorulduğunda para politikası sıkılaştırma sürecinde sadece politika faizini kullanmadıklarını, faizin yanında seçici kredi ve miktarsal sıkılaşma uygulamalarını da içeren bütüncül bir yaklaşım uyguladıklarını dile getirdi.
Bazı kesimlere göre bu bütüncül yaklaşım yeterli bir açıklama değildi, sadece yetersiz faiz artışını savunma adına getirilen muğlak bir yaklaşımdı. Bu kesime göre politika faizinin yeterli derecede artırılmamasının asıl nedeni siyasi. Haliyle bu kesime göre politika faizine siyasi cepheden bir sınır konduğu ve aynı zamanda seçim öncesi dönemde de büyümeden çok feragat edilemeyeceği için faizler çok yükseltilemiyor ve yükseltilemeyecekti. Bu nedenle bu kesime göre sayın Hafize Gaye Erkan’ın tahminleri çok gerçekçi olsa da bunun çokta bir önemi yok aslında.
Öte yandan sunumda eleştiri alan bir diğer nokta da madem hala orta vadede ısrarla yüzde 5 hedefi sürdürülüyor, peki neden o zaman 2025 için yüzde 15 hedefi koyuyoruz. Bir diğer yoğun eleştiri de sayın Erkan’ın uyguladıkları sıkılaştırıcı politikalar sayesinde mevduat faizlerinin gerileyerek politika faizine yakınsadığı yönündeki tespitine geldi. Bu eleştiriyi yapanlara göre Merkez Bankası mevduat faizinin politika faizine yakınsamasını başarı olarak görmemeli. Bir diğer deyişle eğer bir yakınsama olacaksa bu politika faizinin yükseltilerek mevduat faizlerine yaklaşması ile olmalı. Tam da bu noktada bir diğer sorgulama kısmı şu oldu; sayın Erkan mevduat faizlerinin gerilemeye başladığını dile getirmesinin ardından piyasada madem ki enflasyon yükselecek ve mevduat faizleri de düşecek, peki o zaman TL nasıl cazip hale gelecek sorusu tartışılmaya başlandı. Çünkü piyasaya göre artan enflasyon koşullarında mevduat faizlerinin enflasyona göre düşük kalması TL’ye olan cazibeyi azaltarak güçlü dolarizasyon yaratabilir. Bu da döviz kuru istikrarını tehdit ederek enflasyon üzerinde yeniden baskı yaratabilir. Bu noktada bir diğer soru da şu oldu elbette, düşük kalan mevduat faizleri ile nasıl olacak da kademeli de olsa KKM’den çözülme başlatabileceğiz. Bildiğimiz gibi TCMB’den son iki haftalık sürede KKM’den uzun vadeli klasik TL mevduata geçişi teşvik için iki adım geldi ve anlaşılan o ki gelmeye de devam edecek. Ama hem politika faizinin beklenti altında artırılması hem de mevduat faizlerindeki bu düşüş devam ederse TL mevduata beklenen yönelme gerçekleşmeyebilir.
Enflasyon raporunun bize sunduğu net mesajlardan biri de şu oldu, önümüzdeki 1,5-2 yıllık sürede yüksek enflasyonla yaşamaya devam edeceğiz. Merkez Bankası’nın yol haritasına göre 2024’ün ikinci çeyreğinde enflasyon yüzde 60 seviyesinde en yüksek seviyesini görmesinin ardından düşmeye başlayacak ve istikrar yılı olarak nitelendirilen 2025 yılında ise yüzde 15’e kadar gerileyecek.
Bu arada Perşembe gecesi ben bu yazıyı kaleme alırken Resmi Gazete’de Merkez Bankası başkan yardımcılarının değiştiği haberi yayınlandı. Yeni başkan yardımcılarının her üçünün de çok doğru ve iyi isimler olduğunu görüyoruz. Özellikle çok değerli Osman Cevdet Akçay hoca piyasanın çok yakından tanıdığı, bildiği ve sevdiği bir isimdir. Cevdet Hoca çoğu kişi gibi benim de idolümdür. Bu değişikliğin de Merkez Bankası kredibilitesine büyük katkı sağlayacağına hiç şüphe yok. Ülkemiz adına hayırlı olsun.